Çatılarda güneş enerjisi santrali (GES) kullanımının elektrik üretiminin yanında artan sıcaklıklarla daha fazla hissedilen kentsel ısı adasına karşı önemli bir çözüm sunacağı değerlendiriliyor.Orta Doğu Teknik Üniversitesi Güneş Enerjisi Uygulama ve Araştırma Merkezi
(ODTÜ GÜNAM)
Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Yerci, AA muhabirine, çatı GES uygulamalarının kentsel ısı adasına karşı dolaylı bir araç olarak kullanılabileceğini ifade etti.Yerci, panellerin çatı ve cephelerde gölgeleme sağlayarak binaların ısınmasını ve klima ihtiyacını azalttığını, yaz aylarında klima talebinin en yüksek olduğu saatlerde elektrik üretmelerinin ise şebeke açısından avantaj sağladığını söyledi.Güneş panellerinin kentsel sıcaklık üzerindeki etkisinin yalnızca panelin ne kadar ısındığına bağlı olmadığını dile getiren Yerci, panelin monte edildiği çatının özelliklerinin ve panelin oluşturduğu gölgelemenin de dikkate alınması gerektiğini anlattı.Yerci, panellerin güneş altında dış hava sıcaklığından 20-30 derece daha sıcak olabildiğine dikkati çekerek, bu ısının çevreye aktarılabileceğini, ancak koyu renkli çatılarda panellerin yüzeyi gölgeleyerek farklı bir etki oluşturabileceğini ve çatı ile panel arasında yeterli havalandırma boşluğu bırakılmasının verim açısından kritik olduğunu ifade etti.Panel sıcaklığının elektrik üretim veriminde de belirleyici olduğunu dile getiren Yerci, "Kristal silisyum panellerde, panel sıcaklığındaki her 1 derece artış elektrik üretimini yaklaşık yüzde 0,3-0,5 azaltır." değerlendirmesinde bulundu."Amaç bütün çatıları güneş panelleriyle kaplamak olmamalı"Yerci, iklim değişikliğiyle sıcak hava dalgalarının soğutma ihtiyacını artıracağına işaret ederek, "Antalya gibi sıcak bir iklimde tipik bir ofis binasının soğutma yükü, 2050'de yaklaşık yüzde 45, 2080'de ise yüzde 88 artabilir." dedi.Bu talebin güneş enerjisinin en bol olduğu sıcak ve güneşli dönemlerde yükselmesinin önemli bir avantaj olduğunu belirten Yerci, güneş enerjisinin artan soğutma ihtiyacının karşılanmasında önemli bir araç olduğunu söyledi.Yerci, uygun alanlarda fotovoltaik panellerin, diğer bölümlerde ise yüksek yansıtıcılığa sahip serin çatılar ve yeşil çatıların kullanılabileceğini vurgulayarak, "Amaç bütün çatıları güneş panelleriyle kaplamak olmamalı." dedi.Yeşil çatıların panellerle birlikte tasarlanmasının her iki sistemin performansını destekleyebileceğini aktaran Yerci, geniş çatı alanlarına sahip kamu, ticaret ve sanayi binalarının önceliklendirilebileceğini kaydetti.Yerci, güneş enerjisinin cephelerdeki gölgeleme elemanlarıyla da bütünleştirilebileceğini ve bu yaklaşımın mahalle ölçeğine taşınabileceğini belirterek, "Bütün bir mahalleyi enerji üreten ve enerjiyi paylaşan bir sisteme dönüştürmek mümkün." diye konuştu.Bu dönüşümün yalnızca enerji üretimi açısından değil, mevcut yapıların güvenliği ve kentlerin uzun vadeli planlanması açısından da ele alınması gerektiğine dikkati çeken Yerci, özellikle Türkiye'deki deprem riski nedeniyle çatı GES uygulamalarında bina güvenliğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.Yerci, eski, hasarlı veya taşıyıcı sistemi yetersiz binalara yalnızca çatısı güneş enerjisi üretimine uygun olduğu için fotovoltaik sistem kurulmasının doğru olmadığını belirterek, "Yapısal açıdan riskli binalarda öncelik enerji üretimi değil, binanın güçlendirilmesi veya yenilenmesi olmalıdır.
Serin ve yeşil çatılar, ağaçlandırma, gölgeleme ve güneş enerjisi sistemlerini, birbirinin alternatifi değil aynı iklim stratejisinin parçaları olarak düşünmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.Kentleri serinletmede kullanılan serin çatılar, güneş ışığını yansıtan özel kaplama ve malzemelerle çatının daha az ısınmasını ve binanın soğutma ihtiyacının azalmasını sağlarken, yeşil çatılar bitki ve toprak tabakasıyla kaplanarak çatının ısı yalıtımını güçlendiriyor ve yağmur suyunun tutulmasına katkıda bulunuyor.